Kemal Bey değil Selvi Hanım direniyor… Zeynep kızımız bu işin neresinde

Hürrem Elmasçı

Selvi Kılıçdaroğlu’na aile içinde “Sevim” dendiğini pek kimseler bilmez.

İki isimliler Prof. Yalçın Küçük’ün ilgi alanına girer. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerçek soyadının “Karabulut” olması gibi Selvi Hanım’ın soyadında da bir karışıklık var. Ağabeyi geçenlerde vefat etti, adı soyadı “Hüseyin Özdağ” idi. Annesinin soyadı da “Fatma Özdağ.” Selvi Hanım’ın ise belgelerde soyadı “Gündüz” olarak geçiyor! Niye acaba?

Kafa karıştırıcı soy ağacına girmek istemiyorum…

Selvi Hanım, Tunceli Nazımiye Ballıca Köyü doğumlu. Kemal Bey ile aynı köyden, zaten teyze çocukları…

“Dersimli” olduklarını söylerler ama Kığı Sancağı’nın Göcek Boyu burada hâkimdi. Herhalde göçebe olduklarından Osmanlı kayıtlarında gözükmemiş olabilirler. Neyse çocuklar, konum soy sop meselesi değil. (Bu arada CHP’de “Dersim” değil “Tunceli” diyenler aforoz mu ediliyor? Bunca yıl ayrımcılığa karşı çıkarken şu geldiğimiz hale bakın.)

GAZETECİ OLMAKTI İSTEĞİ

Selvi Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’in çağdaş toplum projesi sonucu üniversiteye kadar okudu. Kemal Bey ile görücü usulüyle evlendirilince 1973 yılında üniversiteyi bıraktı.

Nerde mi okuyordu; Ankara Üniversitesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu!

Okul o dönem solcuların kontrolündeydi. Selvi Hanım o dönem ne derece aktif öğrenciydi, öğrenemedim. Bir röportajında “Kemal Bey’den daha radikaldim” dediğini okudum.

Sanırım bu sebeple, üç aylıkken vefat eden ilk bebeğinin ismini “Devrim Fırat” koyuyor. Radikal bir solcu ismi..

Çocuklar bu tür acılar üzerinden yorum yapmak, yazmak istemiyorum, Selvi Hanım’ın acısı hiçbir zaman bitmemiştir eminim. Allah herkesin çocuklarını bağışlasın…

Bildiğim, Selvi Hanım hep iyi bir gazeteci olmak istiyormuş, niye okulu bıraktı acaba? Okul bitince evlenselerdi keşke…

Selvi Hanım pek sesini çıkarmayan, sürekli sessiz kalmayı yeğleyen bir kişiliğe sahip görünüyor. Ama aslında hiç öyle değilmiş, dediler ki bana “iyi gazeteci olurdu.”

Peki, hani denir ya “gazeteci olunmaz gazeteci doğulur” diye, gazeteci olmayı çok istediği için basın-yayın bölümüne giren Selvi Hanım okulu bıraktıktan sonra keşke gazeteciliği bırakmasaydı. Şartlar elverişli değildi herhalde…

Çocuklar size bir öğüt vereyim; gazetecilik dediğinin temel motivasyonu meraklı olmaktır. Selvi Hanım meraklı biri mi? Asıl soru budur…

PARTİ İŞLERİYLE YAKINDAN İLGİLİ

Dışarıya çıkmaktan, görünmekten, fotoğraf vermekten hazzetmediğini hep söyleyen Selvi Hanım’ın meraklı olduğunu söyleyebiliriz. “Habercilikten” koptuğunu düşünmeyiniz. Espri yapayım, “siyasi muhabir” olduğunu düşünüyorum. Nasıl mı?

Selvi Hanım’ın “siyaseti pek istemiyordum” demesine inanmak aslında zor. Her Tuncelili gibi siyasetle hep ilgisi oldu. Bu sadece eşiyle sınırlı değil.

Selvi Hanım, CHP’nin her adımıyla ilgileniyor. Hatta öğrendiğime göre, bazı belediye başkanı adaylarına o karar veriyor; İstanbul Beşiktaş ve Beylikdüzü gibi…

CHP içindeki Tunceli milletvekillerinin (biri akrabasıdır) sayısının çok olmasının sebebinin de Selvi Hanım olduğu söyleniyor. Bir de kadın milletvekili sayısının çok olmasını istiyor.

Demem şu ki çocuklar, kimseler Selvi Hanım’ın köşesinde sessiz oturduğunu düşünmesin.

Kemal Bey bugün CHP genel başkanlığından çekilmiyorsa en büyük destekçisi ve hatta baskın rolü oynayan Selvi Hanım’dır…

Peki diyeceksiniz ki, “Selvi Hanım ‘first lady’ olmayı mı çok sevdi?” Böyle düşünüyorsanız yazımı bir daha okuyun çocuklar. Ailede daha politik olan Selvi Hanım’dır. Bir de avukat kızı Zeynep Kılıçdaroğlu’dur. Kemal Bey bu ikisi dışında kimseyi pek dinlemez.

Gerek Selvi Hanım, gerekse Zeynep Hanım’ın ısrarla Kemal Bey’in genel başkanlıktan ayrılmasını neden istemediklerini sizler düşünün.

Biraz politik olun çocuklar…

Koltuk büyük siyasi güçtür…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*