Sigara içenlere kötü haber!

Sigara içenlere kötü haber!

Posted by

Uzmanlar, ağız kanserlerinin oluşmasında en önemli faktörün yüzde 65’lik oranla sigara ve tütün kullanımı olduğuna dikkat çekiyor. Sigara dumanının içinde 4 binden fazla organik kimyasal madde bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Semih Özbayrak, özellikle polisiklik nitrosominler denen kimyasal madde grubunun kanser oluşumda bir numaralı faktör olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Özbayrak, hiç sigara içmeyen ile günde 1 paket içenler arasında ağız kanserine yakalanma riskinin 9 kat arttığına işaret ederek, “Kişi yüksek konsantrasyon ile alkol de kullanıyorsa bu oran yüzde 15’e yükselebilir” uyarısında bulundu.

Ağız kanserlerinin erken teşhisinde, diş hekimliğinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özbayrak, çok görünür bir yerde olmakla birlikte bu kanser tipinde genellikle 3. veya 4. safhada kliniğe başvurulduğuna dikkat çekerek, “Bu kadar geç fark edilmesinin sebebi, öncelikle hastaların bu durumu ciddiye almamaları. Özellikte çıkartılabilir protez kullanan hastalar, hissettikleri acı ya da ağrıyı alıştıkları protez vurukları ile karıştırabilirler. İkinci neden ise gidilen tecrübesiz hekimlerin gereksiz tedavi denemeleriyle zaman kaybına neden olması” diye konuştu.

Özbayrak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu aşamadan sonra maalesef tüm tedavi yöntemleri kullanılsa bile 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 40’dır. Yani hastaların yüzde 60’ı maalesef hayatını kaybediyor” diye konuştu. Buna mukabil, 2 cm’den küçük olan değişikliklerde ise erken tanı konduğunda hayatta kalma oranının yüzde 95’e çıktığını vurguladı.

Prof. Dr. Özbayrak, ağız yüzeyinde oluşabilecek bozuklukların, hacim artmasının, kanamaların, kötü ağız kokusunun, çenedeki uyuşukluğun, diş sallanmasının ihmal edilmemesi gerektiğine değinerek, bu durumların ağız kanserlerinin ön işaretleri olabileceğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Özbayrak, “Ağız direkt görünen bir ortam. En sağlıklı teşhis, direkt muayene, biyopsi ve simir testi ile yapılabilir” dedi.

Ağız kanserlerinin teşhisinde üniversite diş hekimliği fakültelerinin çok önemli bir görev üstlendiğini dile getiren Prof. Dr. Özbayrak, “Ağız sağlığı konusu biraz sahipsiz kalmış durumda. Diş Hekimleri diş odaklı, kulak burun boğaz uzmanları da daha çok boğazın gerisiyle ilgileniyor. Maalesef, YÖK tarafından da “Oral Diagnoz (Teşhis/Ağız Hastalıkları) eğitim alanından çıkarıldı. Bu kabul edilecek bir tutum ve davranış değil. Bu nedenle üniversitelerin diş hekimliği fakültesi klinikleri, teşhis ve tanı koymada en önemli yerlerdir” ifadelerini kullandı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.