Almanya sandık başında

60,4 milyon seçmenin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gölgesinde oy kullanacağı Almanya Federal Seçimleri’nde halk bugün 16 eyalette kurulan 85 bin sandıkta oy kullanacak. Seçimlere 47 parti katılıyor. Bunların 40’ı en az bir eyalette aday listesi oluşturabildi. Buna karşın sadece 11 parti, tüm eyaletlerde aday listesi oluşturdu.

Almanya’da oy kullanmak zorunlu değil. 2017 seçimlerinde katılım oranı yüzde 76.2 olmuştu.

Almanya’nın 16 yıldır kesintisiz başbakanlığını yapan Merkel’in aday olmadığı ve siyasetten çekilmeye hazırlandığı seçimlerde anketler Almanya’da sosyal demokratların öncülüğünde yeni bir dönemin başlayacağını gösteriyor.

Anketlere göre Olaf Scholz liderliğindeki SPD yüzde 25 oy oranı ile birinci parti görünürken, Şansölye Angela Merkel sonrası parti liderliğine yükselen Şansölye adayı Armin Laschet ve partisi CDU yüzde 21 ile ikinci sırada yer alıyor. Annalena Baerbock’un liderliğindeki Yeşiller ise yüzde 14 ile üçüncü sırada yer alıyor.

Diğer partilerin ortalama oy oranı ise şöyle: AfD (Almanya İçin Alternatif) yüzde 12, FDP (Hür Demokrat Parti) yüzde 11 ve Sol Parti yüzde 7.

24 Eylül 2017’deki son seçimlerde Merkel liderliğinde yüzde 32 alarak ilk sırada olan CDU’nın anketlerde 11 puan kaybederek ana muhalefet pozisyonunda olacağı öngörülmesi yeni dönemin farklılığının işaretlerinden biri olarak değerlendirilirken, 2017 seçimlerinde Martin Schultz liderliğinde yüzde 20 alarak ikinci parti olan SDP’nin oylarını 5 puan artırdığı görülüyor. Bir önceki seçimde Cem Özdemir’in liderliğini yaptığı ve yüzde 8.9 alan Yeşiller’in ise oylarını 5 puan artıracağı tahmin ediliyor.

Merkel’in koalisyon görüşmelerinde ve sonraki dönemlerde mesafeli durduğu aşırı sağ parti AfD’nin ise 2017’den bugüne 0.6 puan oy kaybederek ana oy oranını koruduğu öngörülüyor.

Kesin olmayan resmi sonuçların pazartesi sabahı erken saatlerde belli olması beklenirken, ‘kesin resmi sonuçların’ açıklanmasının ise birkaç hafta sürebileceği belirtiliyor.

47 partinin yarıştığı seçime katılan 6 bin 211 aday arasında, çeşitli partilerden 100’den fazla Türk kökenli bulunuyor. Seçimlerde yaklaşık 900 bini Türk olmak üzere 7,5 milyon göçmen kökenli, siyasi tercihlerini sandığa yansıtacak.

Merkel dönemi dahil yıllardır olduğu gibi bu seçimde de sandıktan koalisyonun çıkacağı öngörülürken, bu Merkel’in teknik olarak seçimin ertesi günü emekli olmayacağı anlamına geliyor. Merkel, bir sonraki başbakan seçilene kadar görevine devam edecek. 24 Eylül 2017’deki seçimde birinci parti olan Merkel’in CDU’su, 2018 Mart ayında SDP ile koalisyonda anlaşarak yeni hükümeti kurmuştu. Eğer 17 Aralık’a kadar yeni hükümet kurulmazsa Merkel Almanya’nın en uzun Şansölyelik yapmış siyasetçisi olacak.

2011’den 2018’e kadar Hamburg Belediye Başkanlığı görevini yapan Olaf Scholz, 2018’den beri koalisyon hükümetinde Maliye Bakanlığı görevini yürütüyor. G20’de yaptığı küresel asgari vergi teklifiyle adından söz ettiren Scholz, Almanya’da asgari ücreti artırmak istiyor. Lider karizmasıyla ön plana çıkmayan Scholz, ‘duygusuz ve monoton’ olarak tanınıyor. Ancak beğeni oranı partisinin önünde.

Birkaç ay öncesine kadar şansölyeliğin en güçlü adayı olan Armin Laschet, Temmuz ayı ortasında Kuzey Ren-Vestfalya ve Rheinland-Pfalz eyaletlerini vuran, 170’ten fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan sel felaketinden sonra ciddi ölçüde puan kaybetti. Laschet, Başbakan Angela Merkel’e yakın bir isim olarak bilinirken, parti içinde ‘mücadeleci biri’ olarak tanınıyor.

2018’den beri Robert Habeck ile Yeşiller Partisi’nin eşbaşkanı olan 40 yaşındaki Annalena Baerbock, 2013 yılından beri milletvekilliği yapıyor. Baerbock aynı zamanda Almanya’nın en genç şansölye adayı. Partisinin yönetmeye “hazır” olduğunu söyleyen Baerbock, mültecilere açık kapı politikasını savunuyor.

SDP, 14 adayla en çok Türk kökenli milletvekili adayı bulunan parti olurken, Sosyal Demokratları 12 Türk kökenli aday ile Sol Parti izliyor. Yeşiller’in seçilme şansı bulunan Türk kökenli aday sayısı ise 5. Bu adaylar arasında partinin daha önce eş genel başkanlığını da yapmış, Cem Özdemir de bulunuyor.

Merkel öncesi dönemde iktidar olan ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen SDP’nin bu seçimdeki şansölye adayı Olaf Scholz’un 66 sayfalık seçim programında Türkiye kısmında şunlar yer alıyor:

“Türk hükümetinin iç ve dış politikadaki yönelimini kaygıyla gözlemliyoruz. Türkiye hukuk devleti, demokrasi ve uluslararası hukuk ilkelerine uymak zorunda. Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında, bu konuların da eleştirel bir bakış açısıyla ele alınacağı diyaloğun yoğunlaştırılması, aciliyet gerektirmektedir.”

Armin Laschet’in başbakan adayı olduğu CDU daha ayrıntılı bir Türkiye haritası sunarken, “Türkiye, Almanya ve AB için büyük stratejik ve iktisadi öneme sahip” deniyor.

Merkel’in, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı duran pozisyonu aynen korunurken, “Türkiye ile ilişkilerimizin, yeni bakış açılarına ihtiyacı var. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği bizimle söz konusu olmayacaktır. Bunun yerine yakın bir ortaklıkta anlaşacağız” ifadeleri yer alıyor.

Geçmişte SPD ile birlikte Türkiye’nin AB üyeliğine en güçlü desteği veren partilerden olan Yeşiller, “Türkiye ile AB’yi birbirinden ayıran gerekçelerden çok birbirine bağlayan nedenler var. Siyasi hedefimiz, AB üyeliği için görüşmelerin yeniden başlatılmasıdır” ifadelerine yer vermekle birlikte, bunun ancak Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletine geri dönüşü sağlayacak bir “U dönüş” ile mümkün olabileceği belirtiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir